Dijital ortamdaki yeni dizisiyle Yeniyol’un ilk sayısı yayında

 


 
Krizin kapısından girildi. Şimdiden etkileri geniş kesimler tarafından hissedilmeye başlandıysa da, daha “henüz bir şey görmediğimiz” herkesin malumu. Kimse “burası kriz buradan çıkış yok” demiyorsa da, bu konuda tahmin yürütme riskine girmiyor. Elbette çıkıştan söz edince nereye ve nasıl bir çıkışı tartışmak da sosyalistler açısından elzem hale geliyor. Kabul etmek gerekir ki sosyalist hareketin işçi sınıfıyla bağlarının kopukluğunu telafi etmeye dönük uzun vadeli bir çabaya girişilmediğinde kriz kapıya dayandığında yapılabilecekler bir hayli sınırlı oluyor. Evet işçiler direniyor, bu da umut veriyor. Ama sosyalist ve hatta reformist solun bu direniş mahallerindeki ilişkileri bir elin parmağını geçmiyor. Metal grevini hatırlayalım, 3. Havalimanına bakalım. Süreklileşmiş Olağanüstü Hal rejimi de haliyle yeni temasların kurulmasına pek yardımcı olmuyor. Muhtemelen daha bir dizi yerel grev, direniş ve daha başka bireysel isyan tepkileriyle karşılaşacağız önümüzdeki süreçte, fakat krizin ve tasarruf tedbirlerinin etkilerine karşı geniş emekçi kitlelerde oluşması olası tepkilerin, milliyetçi-muhafazakâr hegemonyadan bir kopuşu otomatik biçimde tetiklemeyeceği gibi sol/sosyalist saflara da akmayacağını öngörmek zor değil. Tarih boşuna yaşanmıyor. Daha kötüsü, oluşan kitle reaksiyonlarının burjuvazi ve sermaye devletinden ziyade işçi sınıfının daha kırılgan olan kesimlerine, özellikle de mültecilere ve ulusal azınlıklara yönelmesi kesinlikle göz ardı edilmemesi bir olasılık.
 
Sosyalist Demokrasi için Yeniyol’un pdf formatıyla dolaşıma sokulacak bu ilk sayısındaki üç kriz yazısında krize karşı mücadele konusunda sosyalist hareketin eksiklikleri irdelenirken teknik-iktisadi çözümlerin ötesine geçerek devrimci-antikapitalist bir siyasetin önemine ve somut talepler ekseninde olası en geniş cepheyi kurmanın aciliyetine vurgu yapılıyor.
 
Son birkaç yıldır kadın hareketi toplumsal mücadelelerin en ön safında. Arjantin’den ABD’ye, İspanya’dan, elbette Türkiye’ye kadınlar gerek kendi hakları gerekse daha geniş demokratik-sosyal meseleler konusunda muazzam bir seferberlik gösteriyor ve kitle mücadelesine olan güveni tazeliyor. Bu sayımızda Tunuslu kadınların, kadın haklarının anayasa tarafından güvence altına alınması ve köhnemiş patriarkal yasaların kaldırılması için verdiği mücadeleyi son aylarda gerçekleşen kitle yürüyüşleri üzerinden değerlendiren bir mülakat yayınlıyoruz. Ayrıca, yeni bir bölümümüz olan “Kısa Kısa”da Brezilya’da son haftalarda meydana gelen devasa kadın seferberliğini aktarıyoruz.
 
Bir diğer yazımız ise hareketimizin tarihine ilişkin. İlk devrimci marksist dergi Sürekli Devrim’in yayınlanışından bugüne 40 yıl geçti. Bu yazıda bu yıllar boyunca hangi programatik zemin üzerine hangi alanlara müdahil olmaya çalıştığımıza ve birleşik bir sosyalist zeminin inşasını neden temel eksen olarak aldığımıza dair bir değerlendirme sunuluyor.
 
Dergimiz artık aylık olarak çıkacağından kasım sayımızda görüşmek üzere, iyi okumalar.
 
Yeniyol’un yeni sayısına ulaşmak için tıklayın.