Müzik dünyasında bir hayalet dolaşıyor: Türkçe Rap

Yiğit Orcan

Rap müziğin ilk atılımı, 1970’lerin başında New York’un, siyahların yoğun olarak yaşadığı gettolardan yeni bir “ses” verme arzusunun sonucuydu. Amerika’da hem kimliklerine ilişkin hem de sınıfsal bir mücadele içinde olan siyahların temellerini oluşturduğu rap, doğası ve üreticileri gereği hemen hemen her noktada politik bir tavır sergiledi.

Türkçe Rap ise bu atılıma 90’ların başında, Almanya’daki Türkiyeli işçi çocuklarının yaktığı ateşle ortak oldu. Bu dönemde Almanya’daki bir diğer gelişme de giderek artan milliyetçilik ve Neo-Nazi akımıydı. Ülkede azınlıklara ve göçmenlere karşı düşmanlık besleyen Neo-Nazilerin başlıca hedefleriyse Türkiyelilerdi. Türkiyeli göçmenlerle Neo-Naziler arasındaki gerginlik saldırılara ve çatışmalara dönüştü. 80’lerin sonunda artık 36 Boys gibi sokak çeteleri kurulmuştu. Kendilerini Amerika’da baskı gören siyahilerle özdeşleştiren Türkiyeli gençler onlar gibi grafiti, break dans ve rap aracılığıyla yaşadıkları sorunlara tepki vermeye başladı. Almanya’daki bu toplumsal çatışmalar, gençlerin, kendi sınıf ve kimlik sorunlarını müziğe dökmesine de vesile oldu.

O dönem Berlin’de İngilizce, Türkçe ve Almanca rap yaparak birçok konsere çıkan ve Almanya’daki azınlığın sesi olan Islamic Force, bugünkü Türkçe Rap sounduna yakın çalışmalar yapıyordu. İspanya ve Arnavutluk kökenli üyeleri de olan Islamic Force, isminin tam tersine içinde İslami öğe bulundurmayan, Rythmic American Poetry adı verilen rap tarzı ile daha çok barış temalı ve dazlakları eleştiren şarkılar yaptı. Boe B rumuzlu Bülent İpek’in kurduğu grup İpek’in hayatını kaybetmesiyle birlikte dağılmak zorunda kaldı.

Türkiye’de Almancı, Almanya’da yabancı

Gurbetçi çocuğuyum ben.

Almancı diyorlar, yabancı oluyoruz.

Biz perde arkası yolumuzu buluyoruz.

1994’te Frankfurt’un sayılı underground gruplarından sayılan Asiatic Warriors “Told Ya” isimli ilk albümünü yayınladı. Hem plak hem de CD olarak yayınlanan albümde yer alan ‘’Life is a Fight’’ Türkçe Rap tarihinin önemli parçalarından biri oldu. Almanya’nın üç farklı noktasından başlayan Türkçe Rap hareketi, ileride çok büyüyecek bir türün ilk habercisiydi. Türkçe pop, arabesk ve türkülerden alınan melodi sample’ları, bir anda Almanya’da yaşayan Türkiyeli gençler üzerinde kayda değer bir etki yarattı.

“Cartel, bir numara en büyük…”

1990-95 yılları arasında rap, genellikle Almanca ve İngilizce icra edilse de 1991 yılında King Size Terror adlı oluşumda bulunan Alper Ağa’nın “Bir Yabancının Hayatı” parçasını çıkarmasıyla Türkçe sözlü rap müzik dönemi kısmen başladı. 1990’larda Neo-Naziler tarafından açıkça hedef gösterilen ve birçok kez öldürülen Türkiyeli göçmenler, kendi aralarında birleşme eğilimi gösteriyorlardı. Bu eğilimin müziğe yansıması Cartel’i de doğurmuş oldu.

Buraya geldik, yetmedi mi?

Eşek gibi çalıştık, yetmedi mi?

Ezildik, lekelendik, yetmedi mi?

Kardeş ve Dost, hayatını verdi!

Almanya’nın Kiel kentinden eski bir break dance grubu olan DCP (Cinayi Şebeke), Nürnberg’den Türkçe Rap ustaları Karakan ve Berlin’den Erci E. ile yıllar sonra dahi unutulmayacak bir proje için bir araya geldi. Kısa zamanda Avrupa’da medyanın dikkatini üzerine çeken grup hakkında MTV müzik kanalında röportajlar yayınlandı.

Almanya’daki işçi çocuklarının yaşadığı kimlik bunalımı ve sınıfsal sorunların sonucu olarak ortaya çıkan Türkçe Rap, kısa sürede Türkiye’nin kenar mahallelerinin ve varoşlarının da sesi olmaya başladı.

Yeraltından yeryüzüne…

Türkçe Rap’in Türkiye’ye sirayet etmesi 1996 yılında Bursa’da kurulan ilk rap oluşumu Barikat grubunun kurulmasıyla başladı. Grubun başarısı 2002 yılında Türkçe Rap Müzik Ödülleri’ni kazanmasıyla tescillenmiş oldu.

Türkçe Rap’in Cartel’den sonra medya tarafından yayınlanıp tanıtılması 2000-2005’li yılları arasında yoğunlaştı. Öyle ki müzik kanallarında Killa Hakan, Sagopa Kajmer, Ceza ve Dr. Fuchs gibi isimlere yer verilmesiyle birlikte piyasadaki ilk gedikler de açılmaya başladı.

2000 ile 2010 yılları arasında yer altında faaliyet yürüten bu genç kuşak, son yıllarda düzenin onlara sunmaktan çekindiği imkanları kendileri yaratarak müzik piyasası içerisinde kendi özerk bölgelerini oluşturmaya başladı.

Türkiye’de Ceza ile başlayan rap müziğin yükselişi son zamanlarda televizyonun, sosyal medyanın da olanaklarıyla Gazapizm, Eypio, Yener Çevik, Ezhel, Saian, Patron, Sansar Salvo ve geçtiğimiz aylarda hayatını kaybeden genç rapçi Vio gibi isimlerle birlikte en üst seviyesine ulaştı. Görünür olan ve hizasını bozmayan bu isimler yeni bir dönemi başlattı: Hayalet, nihayet Türkiye varoşlarında dolaşmaya başladı! İçerik kalitesi ise geçmişle mukayese yapmak için yeterince iddialı mı, bu kısmı tartışmaya açık…