ghs

Türkçeye Çeviren Yılmaz Öner
İkinci Baskı, Mayıs 2000, 382 Sayfa

İÇİNDEKİLER
Giriş George Novack
1. Gündelik Hayatın Sorunları
2. Eğitim ve Kültür
3.Bilim ve Teknoloji
4. Materyalist Dünya Görüşü

Kültür ile Sosyalist Devrim arasındaki ilişkiler; din, eğitim, bilimve sanayi, sinema, evlilik, kadının konumu, çocuk bakımı, proleter kültür, sanat, felsefe… Çoğu yirmili yılların başlarında yayınlanmış makaleler derlemesi.

Dün Northhampton’a inerken yanımda büyük parti liderlerimizin bir yığın konuşması ve Troçki’nin ikibuçuk şiline aldığım Gündelik Hayatın Sorunları kitabı yanımdaydı. Tamamıyla bayağı bir zalimlikte Birkenhead, Lloyd George ve Churchill’in söylevlerini geçmek gerçekten çok zor olurdu. Ancak Troçki benim için her zaman sağduyu, lekelenmemiş bir samimiyet ve eğitilmiş bir zihinsel kapasite örneği olmuştur. ABD’deki başkanlık seçimi kampanyalarından ve buradaki genel seçimlerden uzaklaşıp Troçki’nin mevcut durum üzerine incelemelerine yoğunlaşmak başka bir gezegene gitmekte eşanlamlıdır.” -George Bernard Shaw “Yalnızca Politikayla Yaşanmaz”; kitabın birinci bölümünün başlığı kitabın konusunu oldukça güzel bir şekilde ortaya koyuyor. Gerçekten de 1917 Rus Devrimi sadece politik bir olgu olarak değerlendirilemez. Rus Devrimi Rus toplumunu her yönüyle etkileyen sosyal bir ayaklanmaydı ve statükonun bütün katmanlarını her yönden nüfuz ederek onları dağıttı. Troçki kültürü insanoğlunun faaliyetlerinin bir toplamı olarak görmektedir ve bu konu üzerindeki yazıları bununla uyumlu bir şekildea oldukça ayrıntılıdır. Bu kitap sosyalist devrimin ülkenin kültürel yaşamı üzerindeki etkileri ve bunun tersi olarak da ülkenin kültürel geriliğinin devrimin rotası üzerine olan etkilerine yoğunlaşmıştır Bu kitapta tartışılan konu başlıkları arasında Din, İletişim, Medya, Dil, Eğitim, Bilim ve Sanayi, Sinema, Evlilik, Kadının Konumu, Çocuk Bakımı, Proleter Kültür, Sanat, Felsefe, Kırsal Kesimdeki İlkel Koşullar, Aşırı Uzmanlaşmanın Tehlikeleri ve Bürokrasi yer almaktadır. Troçki devrimin liderlerinden biri ve Kızıl Ordu’nun kurucusu olarak kendisini eskisinin yıkıntıları üzerinde yeni bir toplum inşasının görevleri ile yüzleşmek suretiyle kendisini insan odaklı bir sosyalizmin ilk savunucularından biri olarak ortaya koymaktadır.